Şiiri Sevdiren Usta Şair: Turgut Uyar

Ankara’da dünyaya gelir Turgut Uyar. Subay çocuğudur ve daha küçük yaşta babasına duyduğu özlemle yaşamayı öğrenir. Belki de bu eksiklik, ileride yazacağı o eşsiz şiirlerine vesile olmuş, hüzünlü yanını gittiği her yere beraberinde götürmüştür.

Ailesiyle birlikte müzikle hep iç içedir. Keman olsun, ud olsun ya da bir saz sesi hep gezinmiştir evin her bir köşesinde. Bu nağmelerin etkisiyle, daha ilkokul yıllarında şiirler yazmaya başlamıştır. Yıllar geçtikçe etkilendiği şairleri taklit ederek yazmaya devam etmiştir.

1948 yılında [b]“Arz-ı Hal”[/b] adlı eseriyle Kaynak Dergisi şiir yarışmasına katılarak birinci seçilmiştir. Şiirlerini yazarken eşsiz kelimeler kullanır Turgut Uyar. Biraz aşk, biraz ayrılık, biraz hüzün… Daha birçok tat bir aradadır kaleminin ucunda.

Çoğu kişinin dilinde olan, sosyal medyada belki de her gün bir yerlerde karşımıza çıkan [b]“Göğe Bakma Durağı”[/b]nı 1959 yılında yazar. Bu şiiriyle demek ister ki, tek yapmamız gereken aynı gökyüzüne bakmaktır aslında.

1969 yılında Tomris Uyar’la ikinci baharına adım atarken, ona duyduğu aşkla yepyeni şiirler de ekler şiir kitaplarına.

“Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur.

Ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan durmadan…”/i

Böyle başlar “Geyikli Gece” şiiri. 1984 yılında yazdığı bu şiirle ne kadar endişeli olduğunu anlatmaya çalışır şair. Peki, nedir şairi endişelendiren? Doğayı hunharca tahrip eden insanların aynı zamanda kendi özlerini de kaybetmeleridir. Yapay bir dünya yaratan insanlar, sahte yüzler takınıp yapmacık davranışlarla birlikte aslında her geçen gün doğallığa bir darbe daha indirmektedir.

Şiiri okumaya devam ettikçe Turgut Uyar’ın [b]‘Geyikli Gece’[/b] olarak adlandırdığı hayali yaşam ile yapaylık kazandırılan gerçek ‘kent yaşamı’ arasında hep bir mukayese yaptığı görülür. Ortamlar farklı olunca insanlar da birbirinden doğal olarak hep farklıdır.

Gerçek dünyadan koşarak uzaklaşmak, hayali dünyaya bir adım daha yaklaşabilmek için ustaca seçim yapmıştır şair,

Tabiatı simgelemek için “geyik”

Zamanı simgelemek için ise “gece”yi seçmiştir.

Mesafeler artınca daha çok özleriz ya sevdiklerimizi, Turgut Uyar için de aynısı geçerlidir. Ne kadar uzaksa “Geyikli Gece”ye, o kadar özler orasını…